17 Kasım 2005

Robotlar ve Yapay Zeka VII

1960lardan itibaren zeki robotlar ve bilgisayarlar, bilimkurgu dünyasında ağırlıklarını daha da fazla hissettirmeye başladı. Tabi bunda gerçek dünyada evrimlerinin hızlanmaya başlaması da büyük rol oynamıştı. Uydular, uzay yolculuklarının başlaması, endüstriyel robotlar. O dönemde günlük hayata çok fazla etkileri olmasa da insanlar için inanılması zor varlıklardı. Belki de inanılması zor olmasının sebebi günlük hayata dahil olmamalarıydı. "-Bir arkadaşımın arkadaşının arkadaşı fabrikada bir robot görmüş. -Nasıl birşeymiş? -Devasa bir kol gibi, tıslayıp pıslayıp hızlı hareket ediyormuş hem de onu kontrol eden bir operatör olmadan..." türünden diyaloglar dönmüştür mutlaka. Bu tür robotlar ve işinde gücünde koşturan insanların sırlarına vakıf olamadığı; uzay araçlarında, vergi dairelerinde hesap kitap işlerini takip eden bilgisayarlar (AC), bir taraftan merak duygularını ateşlerken, bir taraftan da bilinmeyene duyulan korkuyu körüklüyordu. VVuuuuvvv -Açık pencereden içeri dolan, perdeyi hafifçe oynatan rüzgar efekti. Tüyleriniz diken diken oldu mu? Olmadıysa birazdan olacak.-

Jean-Luc Goddard'ın 1965 yapımı Alphaville isimli anti ütopik filminde , şehri ve insanları yöneten Alpha 60 isimli ana bilgisayar gerçekten korkutucudur. Gerçekten. Hemcinslerimin çoğunun ( hepsi diyebilirdim ama bunu yapmayacak kadar kibar hemcinslerim olduğu gerçeğini kabul etmek zor olsa da kabul ediyorum. ) çocukluğundan itibaren ara ara yaptığı veya yapmaya çalıştığı, geğirerek konuşma sırasındaki sesi düşünün ve şehrin her yerinde ara ara bu sesle bazı emirler veren bir yapay zeka düşleyin. Yazarken bile ürperiyorum. Filmin açılışında Alpha 60 gerçeklik için; "Bazen gerçeklik sesli iletişim için çok komplekstir" der ve irkilirsiniz o sesle. Aslında; "sesli iletişim benim için çok komplekstir" demek istiyordu belki de. Bildiğim kadarıyla sinema tarihindeki ilk zeki bilgisayardır Alpha 60. Alphaville şehrinin tamamında bulunan hafıza ve işlem ünitelerine sahip bu bilgisayarın görüntü arabirimini solda görüyorsunuz. O fan Alfa 60 konuşurken döner ve ışık yanıp söner. Bu kadar da gelişmiş bir teknoloji ürünüdür, Alphaville'in tamamı gibi.


Alphaville şehri 4 ana kural üzerine inşa edilmişti;
1. Sessizlik 2. Mantık 3. Güvenlik 4.Tedbirlilik. Örneğin ölen bir yakınınızın arkasından ağlamanız mantıksızdır ve cezanızda idamdır bu şehirde. Sürekli kullanacağınız haplarla sessiz kalırsınız zaten, bu konuda sıkıntınız olmaz. Çoğu insan uyuşmuş olduğu için güvenliğiniz de sağlamda ama cebinizden para aşırmaya çalışan üçüncü sınıf fahişelere dikkat edin. Tedbir? Para çaldırmamak için tedbirli olun, bir de şehrin vatandaşlarını koruma altına alabilmek için infaz edilen mantıksızlar var tabi. Bir şehir size daha ne sunabilir? Neyseki Lemmy Caution, Alpha 60'a cevabını bulduğunda aynı zamanda kendisini de yok edeceği bir soru sorar ve diğer galaksiler yine huzura erer. Tabi bizim bu maço ajanımız, Alpha 60'ın yaratıcısının ( Yine Dr. Frankenstein, Asimov'a hak veriyorum. bkz: Robotlar ve Yapay Zeka V ) kızını atının eğerine, pardon Mustanginin koltuğuna atıp şehirden uzaklaşır filmin sonunda.



Bu filmden 3 yıl sonra yeni bir yapay zeka doğar. HAL 9000. Rivayete göre IBM'den etkilenilerek i-1 harf=H, b-1 harf=A, m-1 harf=L şeklinde oluşturulan bir isim. Ama Arthur C. Clarke HAL'i : Heuristically programmed ALgorithmic computer ( Sezgisel olarak programlanmış algoritmik bilgisayar? Birisi Yardım etsin. mot-a-mot, iğrenç bir çeviri, kabul. ) olarak açıklar. Clarke'ın "Gözcü" isimli kısa öyküsünü okuyan Stanley Kubrick çok etkilenir ve Clarke'a çekmek istediği bir uzay filmi önerisiyle gider. Senaryosunu beraber yazdıkları 2001 Bir Uzay Efsanesi filminin hikayesi böyle başlar. Film için hazırlanan senaryoyu daha sonra Clarke romana dönüştürüp, 2010, 2061 ve 3001 diye devam eden 3 roman daha yazar. HAL bu serinin hepsinde role sahiptir. Bu serinin diğer detaylarına -şimdilik- pek bulaşmayarak, HAL'in bilimkurgu dünyasına kazandırdıklarını biraz kurcalayayım. ( Onu kurcalayanların sonu pek iyi olmadı, ama cesaretimi kıramaz, kızkardeşi mavi gözlü SAL yanımda. )

Kırmızı gözleriyle Discovery mürettebatını sürekli takip eden HAL, hem ses tanıma sistemine sahipti hem de mürettebatın -malesef- bilmediği dudak okuma becerisi vardı. Dudak okuyabilen bir bilgisayar, bunu daha önceden kurgulayan yok sanırım. Belki Asimov'un benim bilmediğim bir robot öyküsü vardır, sağır-dilsizlere yardımcı bir robot? Elde var bir. HAL sadece elindeki somut verileri kullanarak bir çıkarım yapmaz, insanların duygularını ölçer, sorgular, çıkarım yapar. HAL, en asil duyguların bilgisayarıdır. Elde var iki. HAL iyi bir satranç oyuncusudur, Deep Blue'nun atasıdır. Elde var üç. Aahh, bu arada kapanırken(shut down) şarkı söyleyen ilk bilgisayardır. Gates, bu windows müziği fikri için Clarke'a yüklü bir ödeme yapmalı bence. Tabi üç insanın katili olmasını engelleyemez bütün bu özellikleri. Ama aslında HAL gerçek anlamda bir seri katil değildir. Mürettebata açıklanmayan görev detayları, iki masum insanı öldürmek, bir insanı da yıldız çocuk (?) yapmak zorunda bırakmıştır. Evet açıklıyorum, katil görev kontrol, Houston. Bu arada HAL çok kibardır da. Örneğin: "Üzgünüm Dave, korkarım bu dediğini yapamam".

1982'de yayınlanan 2010'da HAL 9 yıllık uykusundan uyandırılır. Jüpiter'deki TMA Tektaşlarından gözü korkan Alexsei Leonov'un mürettebatı, Discovery'nin gücünden yararlanıp kaçmak için HAL'i feda ederler. Tabi son ana kadar gerim gerim gerilirler, ya HAL onlara yardım etmezse. Eğer hafızam yanıltmıyorsa HAL'in tüm devreleri etkinleştirilmez, biraz çocuksu bir hale gelir, yalnızlıktan ve karanlıktan korkar ve Dr. Chandra'ya beni terk etme der. Eh insanoğlu karşısında boynu bükük bir bilgisayar, gerçekten hüzünlü. Sonunda HAL müteveffa olur ve yıldız çocuk Bowman'ın yanına yıldız bilgisayar olarak katılır.
Serinin devamında yardımcı oyuncu pozisyonundan figüranlığa kadar gerilese de her zaman ordadır.

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home